RAVİ
Ma'dan İbnu Ebi Talha

HADİS
Hz. Ömer (ra), cuma günü hutbe verdi. Önce Resulullah (sav)'ı hatırlattı, sonra Hz. Ebu Bekir (ra)'i andı. Sonra da şunları söyledi: "Ben rüyamda bir horoz gördüm, bana üç gaga vurdu. Bunu, ecelim yaklaştı diye yordum. Bazı kimseler, yerime birini seçmemi söylüyorlar. Allah ne dini, ne hilafetini, ne de Resulü (sav) ile gönderdiği şeyi zayi edecek değildir. Eğer ecelim çabucak gelirse hilafet, Resulullah (sav) ölürken kendilerinden razı bulunduğu şu altı kişinin müşaveresi ile belirlenecektir. Ben biliyorum ki, bazıları bu seçime dil uzatacaklardır. Bunlar benim şu elimle İslama kattığım kimselerdir. Eğer bunu yaparlarsa bilin ki, onlar ancak Allah'ın düşmanlarıdır, kafirlerdir, sapıklardır. Sonra sözüne şöyle devam etti: "Ey Rabbim, seni Ensar'ın ümerasına şahid kılıyorum. (Bilin ki) ben onları, adaletli olsunlar ve halka dinlerini, Peygamberlerinin (sav) sünnetini öğretsinler (zekatı) aralarında taksim etsinler, dini meselelerde müşkilatla karşılaşınca bana bildirsinler diye başlarına tayin ettim." Hz. Ömer (ra)'in bu hutbesinden bir cuma geçmişti ki hançerlendi. Yanına girmek için önce Muhacirler'e, sonra Ensar'a, sonra Medineliler'e, sonra Şamlılar'a, sonra Iraklılar'a sırayla izin verdi. Biz, huzura girenlerin sonuncusu idik. Siyah bir bürde ile yarası sarılmış, üzerinden kanlar akıyor vaziyette gördük. "Bize vasiyette bulun!" dedik. Ona bizden başka vasiyet talebinde bulunan olmadı. "Size dedi, Allah'ın Kitabı'nı vasiyet ediyorum. Zira ona uyduğunuz müddetçe asla sapıtmazsınız. Size Muhacirleri de vasiyet ediyorum. Zira insanlar çoğalırken onlar azalıyor. Size Ensar'ı da vasiyet ediyorum. Zira onlar, imanın sığındığı melcedir. Size bedevileri de vasiyet ediyorum. Zira onlar aslınız, dayanağınızdır." Bir rivayette şöyle denmiştir: "...Zira onlar kardeşlerinizdir, düşmanınızın düşmanıdır. Size zımmileri de vasiyet ediyorum, zira onlar Peygamberimiz (sav)'in zimmeti ve ailenizin rızkıdır. Beni terkedin artık." (Bir rivayette şöyle gelmiştir: "Hz. Ömer (ra) hançerlendiği zaman kendisine: "Birini yerinize seçseniz!" denilmişti. Şu cevabı verdi: "Yani işinizi sağken de, ölmüşken de ben mi sırtımda taşıyayım? Mamafih, birisini seçecek olsam (bu caizdir, zira) benden daha hayırlı olan Ebu Bekir seçmiştir. Seçimi terkedecek olsam (bu da caizdir zira) benden daha hayırlı olan Resulullah (sav) da seçimi terketti. Ben istedim ki, bundaki nasibim başa baş olsun, ne lehime ne de aleyhime." Abdullah İbnu Ömer (ra) dedi ki: "(Ömer'in bu sözü üzerine) anladım ki, yerine kimseyi tayin etmeyecektir." Oradakiler: "Allah hayırlı mükafaatlar versin. Sen şu şu hizmetleri yaptın" dediler. O da: "Uman ve korkan" diye cevap verdi.")

KAYNAK
Buhari, Ahkam 51; Müslim, İmaret 12, (1823); Tirmizi, Fiten 48, (2226); Ebu Davud, Haraç 8, (2939)


DERVİŞİM DİYEN..! İNSANI NİTTİN..?


Dervişim diyerek sakal uzatır,
Müminlerin ayağına ip takmayı gözetir,
Böyle işler münafığa sezadır,
Dervişim diyen insanı nittin.

Derviş oldum diye gelir el tutar,
Lafını bilemez pisliğe batar,
Seherde kalkamaz leş gibi yatar,
Dervişim diyen insanı nittin.

Kur-an-ı sevene derviş taş atmaz,
Dostu bırakıpta fışkıda yatmaz,
Hakikat ilmine inanman yetmez,
Dervişim diyen insanı nittin.

Biliyom diyerek kafa tutarsın,
Müminlere taş komayıp atarsın,
Kabirinde imansızca yatarsın,
Dervişim diyen insanı nittin.

Şeytanın çağırdığı Hacı çok imiş,
Söylemeden buna çare yok imiş,
Şeyhin defterinde ismi yok imiş,
Dervişim diyen insanı nittin.

Bundan sonra müracaata varayım,
Kıymetin bilene elim vereyim,
Bu işlere ağlayarak durayım,
Dervişim diyen insanı nittin.

Bundan sonra Fehmi dervişleri seçecek,
Böylesinden uzak uzak kaçacak,
Bir fincan zehir olsa içecek,
Dervişim diyen insanı nittin.