RAVİ
Ebu't-Tufeyl

HADİS
İbnu Abbas (ra) dedim ki: "Kabe'nin etrafında (tavaf yaparken) ilk üç şavtında remel, son dört şavtında da normal yürüme yapmak sünnet midir, değil midir? Senin kavmin buna sünnet diyorlar?" İbnu Abbas (ra) bana şu cevabı verdi: "Hem doğru söylemişler, hem de kizb etmişler." "Yani hem doğru söylemişler, hem de kizb etmişler demekle neyi kastediyorsun?" diye açıklama istedim. Anlattı: "Resulullah (sav) Mekke'ye (umretü'l-kaza için) gelmişti. Müşrikler: "Muhammed ve ashabı zayıflıktan Kabe'yi tavaf edemez" dediler. Müşrikler onu kıskanıyorlardı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) ashabına üç (şavtta) remel yaparak, dört şavtta da normal şekilde yürümelerini emretti." Ben tekrar, İbnu Abbas (ra)'a: "Bana Safa ile Merve arasındaki tavafı binerek yapmanın sünnet olup olmadığını haber ver. Zira senin kavmin bunun sünnet olduğunu söylüyorlar!" dedim. Bana şu cevabı verdi: "Hem doğru söylemişler, hem de kizb etmişler." "Hem doğru söylemeleri, hem de kizb etmeleri ne demektir?" diye ben tekrar sorunca açıkladı: "Resulullah (sav) Mekke'ye umre için geldiği zaman (Mekkeli) ahali etrafını çokça sarmış: "İşte Muhammed! İşte Muhammed!" diye sıkıntı veriyorlardı. Hatta, genç kızlar bile evlerden çıkmışlardı. Resulullah (sav)'ın huzurunda (yol açmak için) halka vurulmazdı. Halk başına üşüşünce, bu sebeple o da hayvana bindi. Aslında sa'yi yayan yapmak (binerek yapmaktan) efdaldir." (Ebu Davud'un rivayetinde İbnu Abbas (ra) -Müslim'deki rivayete ziyade olarak- şunu söyler: "Hudeybiye müzakereleri sırasında Kureyşliler: "Muhammedi ve arkadaşlarını bırakın, böcekler gibi ölsünler" dediler. Müteakip sene umre yapmak şartı üzerine sulh antlaşması yapılınca, Resulullah (sav) Mekke'ye geldi. Müşrikler de Kuaykıan tepesi yönünden geldiler. Aleyhissalatu vesselam efendimiz ashabına: "Beytullah'ı üç şavtta remel yaparak tavaf edin" dedi. Bu (bütün ümmete şamil) bir sünnet değildir. Safa ile Merve arasındaki sa'y ile ilgili olarak (Ebu Davud'da gelen açıklama, (yukarıda kaydedilen) Müslim rivayetindekinin aynıdır.) Ancak Ebu Davud'da şu ziyade dahi yer alır: "Resulullah (sav), halk, sözlerini daha iyi işitsin, yerini daha iyi görsün ve elleri ona ulaşmasın diye bir deveye bindi.")

KAYNAK
Müslim, Hacc 237, (1264); Ebu Davud, Menasik 51, (1885)


BİZDE ÇIKAK ARADAN





Davet eyle yaradan

Gitmez yolun karadan

Kıl tecelli bana sen

Bizde çıkak aradan



Bildir allah bilelim

Candan tevhid vuralım

Göster nurun görelim

Alak gözü karadan



Ciyerini yakanlar

Cemaline bakalar

O makama çıkanlar

Haber versin oradan



Kalpte yandır çırayı

Sildinmi O karayı

Görmedinse orayı

Ne söyleyim sana ben



Nefsin seni aldadır

Daha ruhun yoldadır

Rüştü canan candadır

Demedimmi sana ben